![]() |
||||
|
MACERA VE MACERA YARIŞLARI Hazırlayan: Dr. Ahmet KILIÇ |
||||
|
MACERA NEDİR ?
Büyük kaşif Vilhjalmur Stefansson yanında olabildiğince az bir malzeme ile 1913 yılında kendini Alaska sahilinin kuzeyindeki gezgin buzul kütlesinin üzerine bırakıverdi. Amacı haritadaki son büyük boşluklardan birini doldurmak, ve de yeterli beceri ve eğitimi olan birisinin yaşanılamaz bir yer olarak düşünülen buz çölünde hayatta kalabileceğini göstermekti. Kendisini aramaya giden timler bir daha geri dönmedi
Yıllar sonra keşif gezisini tamamlayan Stefansson'a bir gazeteci herhangi bir "macera" yaşayıp yaşamadığını sordu. "Hayır" diye yanıtladı Stefansson; "Macera beyinsel ve fiziksel özürlülerin yaşayacağı bir şeydir, ben çok deneyim kazandım". |
|
|||
|
Burada kastedilen, yada Stefansson' un anladığı "macera" kelimesinin mecazi anlamı olsa gerek. Yani başına olmadık kötü işlerin gelmesi. Aslında macerayı iki kelime ile anlatmak mümkün. "GİTMEK" ve "ULAŞMAK" . Bir hedef seçmek ve bu hedefe ulaşmak için yola çıkmak, güçlüklerle boğuşarak bu hedefe ulaşmaya çalışmak ve de ulaşmak. Ulaşmak için bir daha, bir daha denemek. Bu bir aşktır, hem de gerçek bir aşk, karşı konulması olanaksız olan bir tutku.
1996 da Everest' de ölen Bruce Herrod' un eşi Cathy' ye sorarlar.
▬ Niçin Bruce' un gitmesine izin verdin ? Cathy' nin cevabı çok açıktır. ▬ Çok seviyordu ve gitmeyi çok istemişti. |
||||
|
|
|
|
||
|
Pete bir dağcı ve tıp doktoruydu. Tırmanmayı Alplerde öğrendi ve 1978 de Himalayalara gitti. Braldu nehrine düşen arkadaşını çekmeye çalışırken arkadaşı öldü. Avrupa ve Amerikeda pek çok dağa tırmanan Pete 1983 de Karakoram' a geri döndü. Daug ve Greg ilebirlikte Broad Peak (K3) e (8047 m)tırmandılar. Zirvede Greg akut dağ hastalığı belirtileri gösterince inmeye başladılar. İnişte Greg iyileşmeye Pete ise kötüleşmeye başladı. Üst kampa vardıklarında (7300 m) uykusunda Pete öldü. Cesedi bir yarıkta yakılarak külleri dağa serpildi. Şimdi onun anısına arkadaşları dünyanın her yerinde akut dağ hastalığı konusunda araştırma yapıyorlar, insanları iyileştiriyorlar. |
|
|||
|
Seni hala düşlerimde ve yabancıların yüzlerinde görüyorum Sabah aynada beliriyor yüz ifaden Yalnızlığında sana dokunamıyorum Uzandığın ince hava tabakasında nefes alınmıyor Yaşlanmadan büyüyorsun benim yaşlanmayı terkettiğim gibi Büyüyorum yavaşça, usanarak ve yılların tutuklusu olarak Sen gücünün güzelliğinde donan sonsuzluğa uzanırken
Aşka asla bir daha engel olmayacağım Paylaşacak bir şey olmayabilir yarın Hayat bir misafir gibi çekip gidecek eninde sonunda Bütün dünyamı sana vermeliyim Seni bir fotoğrafta değil Gülen gözlerinde ve vahşi düşlerinde hatırlayacağım Daha henüz çok fazla bedel ödemedim
Sana asla değiş demeyeceğim Ve düşün, ipin kopmuş ve dünyalar düşmüş Acı yıllarca yakamda Eğer benimle olabilseydin şimdi, hala yardım edebilirdim sana Doğruğa çıkman için cesaretlendirirdim seni Tepelerden bakmanı isterdim Tekrar git tekrar öl derdim Eğer vazgeçseydin
Ağlardım, ama ne kadar
Mike Thexton (Pete' nin
kardeşi)
|
||||
|
NİÇİN MACERAYA ATILIRIZ ? Bunun yanıtını aslında az kişi bilir. Çünkü çok az kişi maceraya atılır. Dünyadaki çok büyük çoğunluğu oluşturan sıradan insanlar için zaten macera olumlu bir şey değildir. Hemen her aile çocuğuna maceraya atılma der. Çünkü yola çıktıktan sonra hedefe ulaşmak garanti olmayabilir. Bunun için riski göze alabilenler macera yolculuğuna çıkar. Yine de dünya insanları bir yerlere gelmişse ve bir yerlere gidecekse istemeselerde maceraperestleri takip edeceklerdir.
Kısaca maceraya atılma suçunu , keşfetme, doğal güzelliklere ulaşma, birlikte zor işleri başarma, kendimizle yarışma ve fiziksel becerilerimizi geliştirme arzumuza yükleyebiliriz. |
||||
|
Çocuklarınızı geleceğe hazırlamak, karşılaşacakları güçlüklerle başa çıkmasını sağlamak ve yaşanabilir bir dünya bırakmak için onların keşfetme duygularının önüne engeller çıkarmayın. |
![]() |
|||
|
MACERA YARIŞI NEDİR ? Kendi yolunu kendin seçebildiğin, fakat fiziksel ve beyinsel olarak hep içinde olduğun bir yarışmadır. Bireysel ve takım olarak düşünmen , A dan B noktasına varacak en iyi yolu seçmen gerektiği bir yarışma. Başarı için hayatın boyunca kazandığın bir sürü deneyimini kısa yarış periyodu içinde kullanacağın bir yarış. Neyle karşılaşacağını bilmediğin, karşılkaştıklarına uyum göstermede zorlanmaman gerektiği bir yarışma. |
||||
|
NİÇİN MACERA YARIŞI ? Bu soruya Jeff Dawson yanıt versin. Jeff Dawson ilk hava dalışını (skydiving, paraşütü açmadan havada kalmak) 40. doğum gününde yapan bir ekstrem sporcu.
Her insanın biraz maceraya ihtiyacı vardır Ekstrem sporlar günümüzün ilkel ve özgün dürtülerimize bulduğu bir yanıttır. Beynimizin ekstrem sporlar karşısında gösterdiği tepki, sıradan yarışmalar karşısında gösterdiği tepkiyle aynı olduğu bilimsel olarak gösterilmiştir. Ekstrem sporlar karşısında salgılanan hormon ve beynin elektriklenmesi sonucu heyecanlanırız, korkarız. Yarışma ekstrem sporları daha çekici hale getirir. Bunlar benim hayatımda önemli değişikler yarattı. Yaşamımın kalitesi arttı, içerde ve dışarda kendimi daha genç hissetmemi sağladı.
Bir çok insanın heyecanlanmaya ihtiyacı var. Bana güvenin. Bu sporların hayatınızda ne kadar değerli değişiklikler yapacağını hayal bile edemezsiniz. |
![]() |
|||
|
İnsanın temel içgüdüsü Ekstrem sporlar için benim yanıtım, kalıpları parçalamak, beynimizdeki sınırları genişletmek, vücudumuzu formunda tutmak ve yaşamımıza biraz heyecan katmaktır. İnsanların temel içgüdülerinin çoğu baskı altındadır ve bir sürü yolla engellenmektedir. Genellikle telefon sesinden başka bir şeyin olmadığı kutular içinde çalışıyoruz. Uzun saatler çalışıyoruz, dinlenmeye ve şöyle yalnız maceralara vaktimiz olmuyor. Ekstrem sporlara bir hafta sonu katılsan bile, biraz yaşam heyecanı kazanabilirsin. Geriye baktığında yok olmakta olduğun hissine kapılmayabilirsin.
Hayatınızdan neler gidiyor ? Modern insanın yaşamındaki üç temel sorunun çözümüne ekstrem sporlar yardımcı olabilir.
1. Günümüzün yüklediği bitmeyen sorumluluklardan uzaklaştırır.
2. Bir sürü ıvır zıvır şeyin sizi sürekli meşgul etmesini önler.
3. Sürekli olarak birileri veya birşeyler tarafından kontrol edilmekten kurtarır.
Ben size ekstrem spor yapın demiyorum. Sadece bir hafta sonu böyle bir etkinliğe katılın. Kendinizi biraz daha özgür ve yetkin hissedeceksiniz. Bu size gelecek yılları taşıyacak gücü verecektir.
Bu bir tutku mu ? Ekstrem sporcuların bir özelliği de ona tutkun olmalarıdır. Ben böyle biriyim. Bu sporların bana verdiği macera duygusuna, özgürlüğe ve heyecana bayılıyorum. Beni bir an da olsa gerçek yorucu dünyadan uzaklaştırıyor. Geri döndüğümde kendimi daha mutlu, beynim daha açık ve daha zinde hissediyorum. Sizde olabilirsiniz. |
||||
|
Limitlerinizi bilin Birisi için sıradan olan bir spor diğeri için ekstrem olabilir. Amaç kendi kafa ve ellerinizle kontrol edebileceğiniz sınırlar içinde kalmaktır. |
||||
|
Yapın, ama doğru yapın ! Fiziksel ve beyinsel gücünüz elveriyorsa, ekstrem sporları doğru yapmanın bir kaç yolu vardır. ► İyi bir eğitim alın. ► Gerekli dersleri görmeden ve deneyimli bir liderin arkasından gittiğinden emin olmadan kendinizi tehlikeye atmayın. ► Teknik yeteneğin çok önemli olduğunu asla unutmayın. ► Olabildiğince kendinizi güvene alırsanız, sonunda alacağınız keyif daha çok olacaktır. ► Doğru yerde ve doğru malzeme kullanın. Asla ucuz malzeme almayın. ► Olay üzerine mutlaka yoğunlaşın. Geçmiş tüm deneyimlerinizi kullanın.
|
||||
|
NİÇİN TIRMANIYORUM ? Dağcılık bir uğraştır, bir yaşam biçimidir ve bir varoluş şeklidir. Dünyanın yüksek yerlerinde ve patikalarında yaşarsınız, seyahat edersiniz, keşfedersiniz ve yeniden var olursunuz. Amaçları, arkadaşlığı, kişisel becerilerin gelişimini, başarıyı ve başarısızlıkları kapsar. Bazen yaşamı sürdürebilmektir. Zirve veya değil, bir tırmanışı tamamladığınızda aklınız gelecek maceradadır.
Halkın dağ tırmanışına olan ilgisi
oldukça yüksektir. Macera ve tehlikeyi içermesi dağcılığı romatik
bir düş haline getirir.
|
![]() |
|||
|
||||
|
DAĞ MARATONONA KATILANLAR NE DİYOR ? |
||||
|
Dağları aşmak, dağlarda dolaşmak bir sevda bir tutku bizler için. Herkesin ilk fırsatta sıfır rakıma; denize koştuğu yıllar boyunca biz, yüzlere binlere yöneldik. Gece zifiri karanlıklarda sırtüstü yattığımız yerden ellerimizi uzatıp yıldızları yakaladık.
Yorulduk, terledik, kaydık düştük ama hiç bitmesin
istedik Ne yazık, yüreğimiz kadar güçlü çıkmadı dizlerimiz ve ekip
olarak dizlerimizin dermansızlığına yenik düştük, yarıda bıraktık. DASK’tan dileğimiz seneye, sonraki seneye ve daha sonrakilere tekrarlasın bu etkinliği.
Onlar değil yüzler katılacaktır.
Bizler, yüreğimiz de yenik düşmediği sürece hep katılacak hep orada olacağız. Halim TATAR - Ankara (2001 ) |
||||
|
Yarışmaya oğlum Onur ile birlikte katıldım. Ben 42, o ise 20 yaşında. Bir yarışma ekibi olarak ideal bir çift sayılmazdık, ancak bu etkinliğin yarışma kısmı bizi pek ilgilendirmiyordu. Başlamak ... orada olmak ... ve bitirmek ... bütün hedefimiz buydu.
Bizden sonra varışa ulaşan her ekibi aynı sevinç ile karşıladık. Anladık ki bu bir yarış değil, doğada hep birlikte varoluş. Ankara’ya dönerken tepelere vadilere, kayalara, köylere tümüyle farklı bakıyordum.
Son olarak iki gün boyunca her adımda bu organizasyonu yapan, yorulan, emeği geçen herkese büyük bir minnet duyduğumu söylemek isterim. Gelecek yıl buluşmak üzere sevgilerle... Sema BAŞAK (2001 )
|
||||
|
ilk defa katıldığım yarışmada, sizin de belirttiğiniz gibi, havanın sıcak olması ve tecrübesizlik nedeniyle 2.günü göremedik. Yani yarışmayı tamamlayamadık.
Seneye görüşmek üzere.....
Sevgi ve saygılarımla
Taner Kuru (2003)
|
||||
|
... Geçelim. Geleneğimizin aşılmayanı makbul dağlarının gözdelerinden Köroğlu’nun burnunun dibindeki yarışma parkurumuz, kırkından sonra azmış, olağan günlük yürüyüş mesafesi 100 metreyi pek aşmayan; gündelik sigara tüketimi 2 paketi aşan (Sigarayı -güya- bırakmamın 25. günüydü itiraf ediyorum.) benim gibi acemiler için yorucuydu. Neyse ki, teneşire yakalanmadan tamamladık yürüyüşü. Ormanımızın içimize biraz korku/kuşku salan muhtemel kurtları, tilkileri, kör ve sağır ayılarıyla karşılaşmadık ama, ahududu, dağ çileği ve böğürtlenleriyle bolca karşılaştık iki gün boyunca. En güzellerine de kaybolduğumuz duygusunu en çok duyduğumuz, ilk günün erken, sisli saatlerinde. Güzergah boyunca yükselip alçalmamıza eşlik eden sarı çam, göknar, nadiren sedir değişimini izledik tüm güzelliğiyle. Yarışma boyunca yol bulmak için, ‘Üçgenin iç açılarının toplamı 180 derecedir’i kullanmak zorunda kalmadık. Ama, bunun yanında bildiğim ikinci ve son matematik önermesi olan, ‘İki nokta arasındaki en kısa yol doğrudur’un basitliğinin, bu önermeye göre davranmış sarı çam ve göknar gövdelerinde nasıl şaşılası bir estetik ve güzelliğe dönüştüğüne yakından tanık olduk. Ve, aklıma takılan soruyu soruyorum: Önermeyi bilmese de göknar için ikinci nokta gök müdür? Cevabını, ömründe hiç makyaj yapmamış anneme söğüt dallarından makyaj sepeti örmek; geometrinin üç bin yıllık ‘herhangi bir açıyı 3 eşit parçaya bölme’ problemine çözüm aramak gibi işlere yaşamında çokça yer vererek göçmüş dostum Tufan’ın ruhuyla birlikte hayal etmek ne güzel! Güngör ERCİL (2005) |
||||
|
|
||||
|
|
||||